GELİŞİM PSİKOLOJİSİ NOTLARI

1. BİREYİN GELİŞİMİ
1.1. GELİŞİMDE TEMEL KAVRAMLAR
1.1.1 Gelişim ve Gelişme:Gelişim;organizmanın, bedensel, zihinsel, duygusal ve sosyal yönlerden düzenli büyümesi, değişmesi ve istenilen görevleri yerine getirebilecek düzeye gelmesidir.

Gelişim; döllenmeden başlayarak yaşamın sonuna kadar devam eden bir süreçtir. Bu süreç hem nicel hem nitel bir olaydır.

Gelişme ise büyüme, olgunlaşma, öğrenme ve hazır bulunuşluk etkileşimlerinin bir ürünüdür. Olgunlaşma ve öğrenme olmadan gelişim olamaz.

Gelişme terimi düzenli, uyumlu ve sürekli bir ilerlemeyi kapsar.

Gelişme nicelden çok nitel bir değişikliği belirtir. Mesela, çocuğun bir beceri kazanması gelişme olarak ifade edilir.

Gelişme kavramı bir sistem olarak düşünülür. Birçok parçalardan oluşur. Parçalar kendi içinde birer dinamik güçtür. Birbirileriyle bağımlı olarak iş görürler. Sistemin parçalarından birindeki gerilik parçalar arasındaki bağıntılı işleyişi etkiler. Mesela, bedensel özürlü bir çocuk arkadaşlarıyla yeterince birlikte olamadığı ve çeşitli sosyal etkinliklere katılamadığı için sosyal gelişimi aksayabilir. Aynı zamanda zihinsel gelişimi de olumsuz etkilenebilir.

  • Gelişmede önce büyüme ve olgunlaşma daha sonra öğrenme gerçekleşir.
  • Olgunlaşma öğrenmenin ön koşulu ve temelidir.
  • Olgunlaşma kalıtımsal özellik taşır.
  • Olgunlaşma kendiliğinden meydana gelir.
  • Hazırbulunuşluk olgunlaşma ve ön öğrenme etkileşiminin bir sonucudur.
  • Gelişim bir süreç, gelişme ise bir ürün olarak ele alınmalıdır.


1.1.2 Büyüme:Organizmanın bedensel (fiziksel) olarak değişim göstermesidir. Büyüme organizmada meydana gelen nicel bir olaydır. Mesela, boyun uzaması, ağırlığın artması, kasların büyümesi gibi meydana gelen niceliksel değişiklikler büyüme kapsamına girmektedir.

Büyüme sonucunda insan vücudunun yapısında önemli değişiklikler olur. Büyüme sonucunda organizmada çoğalma ve orantı bakımından da önemli değişmeler olur.


1.1.3 Olgunlaşma:Organizmanın doğuştan sahip olduğu potansiyel güçlerin iş görebilecek duruma gelmesidir.

Olgunlaşma zamanla kendiliğinden meydana gelen anatomik (kalıtım) ve fizyolojik bir gelişimdir. Kalıtımsal donanımla sınırları belirlenmiş bu gelişim süreci doğum öncesi dönemde başlar ve doğum sonrası dönemde de devam eder.

Olgunlaşma çevresel yaşantılardan bağımsız olarak işler. Doğumdan sonraki çevrenin olgunlaşmaya etkisi, değişmeleri hızlandırmak ya da geciktirmek şeklinde olabilir.

Olgunlaşma sonucunda ortaya çıkan davranışlar (yürüme, dik durma, sesleri çıkarma) öğrenme ürünü olarak sayılamazlar.

Olgunlaşma fiziksel gelişimi etkiler. Mesela, kas ve kemik yapısı yeterli olgunluğa ulaşmadan çocuk yürümeyi öğrenemez.



1.1.4 Hazırbulunuşluk:Olgunlaşmaya göre daha kapsamlı bir kavramdır. Olgunlaşmaya geçmiş yaşantı (deneyimler) ve motivasyonun eşlik etmesiyle, bireyin bir davranışı yapabilmesi için psikolojik olarak uygun duruma gelmesidir

Örnek:Bir çocuğun bisiklet kullanabilmesi için önce, el, ayak ve kasların belli bir düzeyde gelişimi (olgunlaşma) daha sonra da bisiklet kullanabilmesi için gerekli olan ön bilgilere sahip olması ve davranış için güdülenmiş olması hazırbulunuşluğa örnektir.


1.1.5 Öğrenme:Bireyin çevresiyle etkileşimi sonucu meydana gelen kalıcı davranış değişikliğidir.

Bir davranışa kalıcı şekilde sahip olabilmek için gerekli olgunlaşma düzeyine sahip olması ve Hazırbulunuşluk düzeyinin yeterli olması gerekir.



1.1.6 Yaş (Evre/Dönem):Yaş terimi yerine çoğu kez evre/dönem terimi kullanılmaktadır.

Belirli özelliklerin ön plana geçtiği gelişim aşamalarına dönem denir. Dönemler birbirini izler ve her dönem niteliksel olarak bir diğerinden farklılık gösterir. Birey bir dönemi geçemeden diğer döneme atlayamaz ve bir dönemi başka bir zaman aralığında yaşayamaz.

 

Evreler şu özellikleri taşır:

  • Evreler genel sorunları betimler. Bir evre o evreye özgü genel özellikleri ve sorunları vurgular.
  • Evreler davranıştaki nitelik farklılıklarını dile getirirler. Bir evredeki davranışın kendine özgü nitelikleri vardır.
  • Evreler değişmez bir ardışıklık gösterirler. Bir evre diğerini değişmez bir sıra içinde izler.
  • Evreler bütün kültürler için evrenseldir.


1.1.7 Kritik dönem:Kritik dönem, gelişmede önemli sonuçları olan dönemleri ifade eder. Kritik dönem, organizmanın çevrenin etkilerine (uyaranlarına) daha duyarlı oldukları dönemlerdir. Öğrenmede belli uyarıcıların en güçlü etkiye sahip olduğu bazı dönemler vardır. Bireyler bu dönemlerde bazı öğrenmelere karşı daha duyarlıdır ve diğer dönemlere göre daha hızlı öğrenirler.
Kritik dönemlerde kazanılamayan yaşantılar ilerleyen dönemlerde zor kazanılır.

Mesela; bireyin okuma-yazmayı öğrenmesindeki kritik dönem 6 yaş civarıdır. Bu nedenle 40 yaşındaki okuma-yazmayı ilk kez öğrenmeye çalışan bir yetişkine göre okuma-yazmayı daha çabuk öğrenir.

Kritik dönemlerde organizmanın yoksunluğa uğraması, kötü koşullar altında kalması ileride telafi edilemeyecek şekilde organizmanın yapısını ve davranışlarını etkiler.

Mesela; hamileliğin ilk üç ayında anne kızamıkçık geçirirse çocuk kör, sağır, beyin zedeli veya deforme bir şekilde doğar.



1.1.8. Tarihsel Zaman:Yeniliklerin ve değişimlerin oluşturduğu zaman bölümünü ifade eder. Gelişimde belli olayların belli zaman bölümlerinde ağırlıkla önemli olduğu bilinmektedir. Bir olay daha önceki veya sonraki zaman bölümlerinde aynı etkiyi ortaya koymaz.

Bireyin yaşamını sürdürdüğü zaman dilimi içinde bulunduğu sosyal ve fiziksel çevrede o zaman dilimine ait şartların oluşturduğu gelişimi etkileyen faktörleri ifade eder.

Örnek: 1999 İzmit depreminden sonra çocukların depremle ilgili oyunları tercih ettiği görülmüştür.

Amerikanın Irak’a girmesi ile birlikte çocukların oynadıkları oyunlarda savaş oyunlarına ağırlık vermeleri.
Günümüzdeki bilgisayar ve İnternet destekli öğretim.


1.1.9 Gelişim görevleri (Ödevleri):Her gelişim döneminde bireyden beklenen görevlere denir.

  • Gelişmede önce büyüme ve olgunlaşma daha sonra öğrenme gerçekleşir.
  • Olgunlaşma öğrenmenin ön koşulu ve temelidir.
  • Olgunlaşma kalıtımsal özellik taşır.
  • Olgunlaşma kendiliğinden meydana gelir.
  • Hazırbulunuşluk olgunlaşma ve ön öğrenme etkileşiminin bir sonucudur.
  • Gelişim bir süreç, gelişme ise bir ürün olarak ele alınmalıdır.


1.2. GELİŞİMİN TEMEL İLKELERİ
1- Gelişim sürekli olan bir süreçtir ve belli aşamalarda (sırayla) gerçekleşir.
2-
Gelişim nöbetleşe devam eder. Yani gelişim bazı dönemlerde hızlanırken, bazı dönemlerde yavaşlayabilir. (Mesela bedensel gelişim son çocukluk döneminde / 6-11 yaş yavaşlarken, ergenlik döneminde hızlanır. Bir gelişim alanının çok hızlandığı dönemlerde, diğerleri duraklama gösterebilir.
3- Gelişim kalıtım ve çevre etkileşimin bir ürünüdür.
4- Gelişimde belli eğilimler vardır. Bunlar;
- Gelişim baştan aşağıya, içten dışa doğrudur.
- Gelişim genelde özele doğrudur.

Örnek:Çocuklar bir nesneyi önceleri tüm vücuduyla, sonraları kasları gelişince elleriyle, daha sonra parmaklarıyla tutar.
5- Gelişim bir bütündür. (Bir gelişim alanındaki değişim diğerlerini olumlu veya olumsuz yönde etkiler ve gelişim alanları birbirinden bağımsız değildir.)
6- Gelişimde bireysel ayrılıklar bulunur. Gelişimde olgunlaşma ve öğrenme önemlidir. Olgunlaşma daha çok kalıtıma bağlıdır. Öğrenme çevre ile olan etkileşimi ile kazanılan yaşantılara bağlıdır. Bireylerin kalıtımsal ve çevre ile olan yaşantıları farklı olduğu için gelişim bireylere göre farklılıklar gösterir.
7- Gelişimde kritik dönemler vardır.



1.3. GELİŞİMİ ETKİLEYEN FAKTÖRLER
1.3.1 Kalıtım:Bireylerin genler yoluyla anne ve babasından aldığı özelliklere kalıtım denir. Anne ve babadan çocuğa kalıtım yolu ile geçen yapıya GENOTİP denir. Zekâ ve bedensel özellikler büyük oranda genotiple belirlenir. Ayrıca bu özelliklere çevre faktörleri de etki yapar.

FENOTİP ise bu genetik yapının dışarıdan gözlenebilen şeklidir.

Genler (yani kalıtımı belirleyen kromozom parçaları), başat (dominant/baskın) ve çekinik (silik) olmak üzere 2 grupta toplanır.

Kalıtımın gelişim üzerindeki etkisi daha çok şunlar üzerinde görülmektedir:
-Hareket ve el becerilerinde
-Sözel ve sayısal yetenekte
-Müzik ve resim yeteneğinde
-Çeşitli güdü ve resim yeteneğimde
-Genel beden yapısı ve özelliklerinde
-Potansiyel bir güç olarak zekâda

Kalıtımcı görüşü savunanlar zekânın kalıtımla geldiğini savunurlar. F. Galton araştırmalarıyla bunu destekleyenlerin başında gelmektedir.

H.H. Goddard Kallikak ailesini incelemiştir. Kallikak, savaş sırasında geri zekâlı kızla evleniyor ve çocukları oluyor. Birde savaştan sonra iyi bir aileden gelen zeki bir kızla evleniyor. İncelemesi sonucunda zeki kızdan olan çocukların daha zeki oldukları ve daha iyi statülere sahip insanlardan oluştuğunu tespit etmiştir. Buna dayanarak iki kuşak arasındaki bu farklılığı tümüyle kalıtımın etkisine bağlamakta ve geri zekâlı kadından olan çocukların geri zekâlı kuşaklar; zeki kadından olan çocukların da zeki kuşaklar meydana getirdiğini ortaya koymak çalışmıştır.


1.3.2 Çevre:Bireyin yaşadığı ortamdır. Çevre, insan davranışlarını etkileyip genetik olmayan bütün etmenleri içine alır. Çevre, kalıtımsal özelliklere gelişme imkânı verir veya sınırlandırır. Çevre etkenleri arasında iklim, doğa koşulları, fizik koşullar (hava kirliliği, çöpler, atık maddeler vb.); toplumun kültürü ve dolayısıyla antropolojik etkileri sayabiliriz.

Kişiliği ve özellikle kişilik bozuklarını anlamak için bireyin ilk yaşlardaki toplumsal çevresini bilmek gerekir. Çünkü toplumsal çevre çocuğun bedensel, duygusal, zihinsel ve sosyal gelişimini önemli ölçüde etkiler.

Bu nedenle çevrenin etkisini;
-Bazı fiziksel görünüm özelliklerinde
-Zekânın kullanım oranında
-Bazı kişilik ve karakter özelliklerinde görebiliriz.

Çevreci görüşe göre; bireyin içinde bulunduğu ortamın niteliği onun gelişiminde önemli bir rol oynamaktadır. Locke ve Descartes gibi düşünürler çevresel etkenlere çok önem vermişlerdir.

J. Locke; çocukların doğduğunda zihinlerinin boş bir levha olduğunu ileri sürerek bilgi, beceri ve değerlerin kazanılmasında yaşantıların önemli olduğunu belirtmiştir. Yani Locke, insanda iyi veya kötü, yararlı veya zararlı gördüğümüz şeyler eğitim yoluyla alınan şeylerdir der.

Watson, çevrenin sonsuz gücüne inanmakta ve çocukların uygun ortamlar sağlandığında istenilen biçimde yetiştirilebileceğini savunmaktadır.

J. J. Rousseau “Emilie” adlı romanında, çocuğun dünyaya saf, temiz ve iyi olarak geldiğini, daha sonra çocuğun toplumla ilişkileri sonunda bu saf, temiz ve iyi halinin bozulduğunu ileri sürerek gelişimde çevrenin etkili olduğunu savunmuştur.


1.3.3 Kritik dönem:Organizmanın çevrenin etkilerine (uyaranlarına) daha duyarlı oldukları dönemleri ifade eder. Öğrenmede belli uyarıcıların en güçlü etkiye sahip olduğu bazı dönemler vardır. Bireyler bu dönemlerde bazı öğrenmelere karşı daha duyarlıdır ve diğer dönemlere göre daha hızlı öğrenirler.

Kritik dönemlerde kazanılamayan yaşantılar ilerleyen dönemlerde zor kazanılır. Mesela; bireyin okuma-yazmayı öğrenmesindeki kritik dönem 6 yaş civarıdır. Bu nedenle 40 yaşındaki okuma-yazmayı ilk kez öğrenmeye çalışan bir yetişkine göre okuma-yazmayı daha çabuk öğrenir.


Tarihsel Zaman:Yeniliklerin ve değişimlerin oluşturduğu zaman bölümünü ifade eder. Gelişimde belli olayların belli zaman bölümlerinde ağırlıkla önemli olduğu bilinmektedir. Bir olay daha önceki veya sonraki zaman bölümlerinde aynı etkiyi ortaya koymaz.

Örnek: 1999 İzmit depreminden sonra çocukların depremle ilgili oyunları tercih ettiği görülmüştür.

Amerikanın Irak’a girmesi ile birlikte çocukların oynadıkları oyunlarda savaş oyunlarına ağırlık vermeleri.

Günümüzdeki bilgisayar ve İnternet destekli öğretim.



1.4. GELİŞİM GÖREVLERİ (ÖDEVLERİ)
Havighurst, bireylerin gelişiminin dönemler halinde gerçekleştiği ve her dönemin kazanılması gereken özelliklerinin bulunduğunu belirtmiştir.Her dönemin gerektirdiği gelişim görevleri kazanılmazsa bir sonraki dönemde kazandırılması zor olur. Havighurst’a göre bu gelişim görevleri şöyledir: 


Bebeklik dönemi gelişim görevleri (0-2 yaş)
Fiziksel gelişimin en hızlı olduğu dönemdir.

  • Nefes almayı ve emmeyi öğrenme
  • Fiziksel çevredeki değişikliklere uyum sağlama
  • Dışkı kontrolünü gerçekleştirme (tuvalet eğitimi)
  • Katı yiyecek yemeyi öğrenme
  • Refleksif davranışlar görülür.
  • Belirli zamanlarda uyanık kalmayı ve uyumayı gösterme
  • Dönemin sonlarına doğru yürümeyi öğrenme


İlk çocukluk dönemi gelişim görevleri (2-6 yaş)
Fiziksel gelişim yavaşlar.

  • Konuşmayı ve yürümeyi öğrenme
  • El-göz uyumunu sağlama
  • Kendi öz bakım becerilerini (yemek yeme, giyinme vb.) yerine getirebilme
  • Cinsiyet farklılıklarını öğrenme ve cinsel kimliğini kazanmaya başlama
  • Toplumsal kurallara dair doğru ve yanlış davranışı ayırt etmeye ve toplumsal rolleri öğrenmeye başlama
  • Değişik yaş gruplarıyla iletişim kurmayı öğrenme, duygularını fark etmeye başlama


Son çocukluk dönemi gelişim görevleri (6-12 yaş)
Fiziksel gelişimin en ağır olduğu dönemdir.

  • Kendine karşı tutumlar oluşturma
  • Okuma, yazma ve hesaplama ile ilgili 3 temel beceriyi geliştirme ve zaman kavramlarını tanıma
  • Yaşıtlarıyla gruplar oluşturabilme, kişiler arası ilişkilerini geliştirme
  • Cinsiyetine uygun rolleri benimseme ve onlarla özdeşleşme
  • Davranışlarının sorumluluğunu alabilme
  • Kendi başına kararlar alabilme ve kişisel bağımsızlığını kazanmaya başlama
  • Vicdan ve değerler sistemi geliştirmeye başlama
  • Somut düşünmeyi öğrenme
  • Solunum sistemi ve ciğerler gelişir.


Ergenlik dönemi gelişim görevleri (12-18 yaş)

  • Bedensel özelliklerini kabul etme, bedensel ve fiziki değişiklikleri yaşama ve yeni bedensel özellikleri ile barışık olma
  • Aile içerisinde duygusal bağımsızlığını kazanma ve farklı olma
  • Kendi ve karşı cins yaşıtlarıyla (akranlarıyla) olgun ilişkiler kurabilme
  • Bir yetişkin kadın veya erkek sosyal rolünü edinme (cinsel kimlik kazanılması)
  • Evlilik ve aile hayatına ilişkin düşünce planında hazırlanma
  • Bir mesleğe doğru yönelme ve hazırlanma
  • Toplumsal görevlerini yerine getirebilme ve toplumsal sorumluluklar alabilme
  • Kişisel değerlerine göre bir değerler ve ahlak sistemi oluşturma (yaşama felsefesi oluşturma)
  • Birincil ve ikincil cinsiyet özellikleri kazanır.
  • Androjen kimlik görülür. (Androjen kimlik: Cinsiyetiyle zıt rolleri benimseme/uygulama. Bir kadının araba tamircisi olması gibi)


Genç yetişkinlik dönemi gelişim görevleri (18-25 yaş)

  • Bir işe başlama
  • Eş seçme
  • Eşiyle beraber yaşamayı öğrenme (yani aile kurma)
  • Arkadaş ve sosyal gruplara katılma
  • Vatandaşlık sorumluluklarını üstlenme
  • Ev yönetimini ve çocuk sorumluluğunu üstlenebilme


Orta yetişkinlik dönemigelişim görevleri (30-60/65)

  • Fizyolojik değişmeye ve yaşlanmaya uyum sağlama
  • Toplumsal sorumlulukların artmasının kabulü
  • Eşiyle bütünleşmiş bir kişi olarak hayatına devam etme
  • Hayat standartlarını ve gelir artırıcı ekonomik şartları devam ettirme
  • Serbest zamanların değerlendirilmesi
  • Çocuklar ve yaşlı kuşaklarla ilişkilerin sürdürülmesi ve onlara yardım ve rehberlik etme
  •  Sivil toplum örgütlerine katılma ve çalışmalarda bulunma

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

GELİŞİM PSİKOLOJİSİ

 

 

1– Eğitim psikolojisi; Psikolojinin bulgularının bireyin eğitiminde nasıl kullanılacağını araştıran bir psikoloji dalıdır. Dört alanda derinliğine araştırmalar yaparak eğitime katkıda bulunur.
a) Öğrencinin gelişimi ve tanınması
b) Öğrenciye elverişli ortamın hazırlanması
c) Öğrenmenin gerçekleştirilmesi
d) Öğrenilenlerin değerlendirilmesi

2 – Eğitim psikolojisinin bilgi toplama yöntemleri nelerdir?
Eğitim psikolojisinin en çok kullanıldığı yöntemler: deney, bağıntısal ve olay incelenmesi yöntemleridir.

3 – Gelişimin öğeleri nelerdir?
Yaşamı boyunca insan, sürekli gelişme içindedir. Gelişimin öğeleri ile öğrenmenin öğeleri benzerlik gösterir. Gelişimin öğeleri şunlardır: Çevre, kalıtım ve kişilik.

4 – Gelişimin niteliği nedir?
Gelişim kavramı, büyüme, olgunlaşma, hazır bulunuşluk ve öğrenme kavramlarını içeren geniş sınırlı bir kavramdır. Büyüme, bedenin boy ve ağırlık yönünden artışına denir. Olgunlaşma ise, bireyin bir işi yapabilecek düzeye ulaşmasıdır. Hazır bulunuşluk, olgunlaşmadan daha geniş sınırlı bir kavramdır. Gelişim ise bireyin hem nicelik hem de nitelik yönünden belli düzeylere ulaşmasıdır.

5 – Gelişim çağları ve görevleri nelerdir?
a) Doğum öncesi çağ: (Ananın döl yatağında geçen ortalama 280 gün)
b) Okul öncesi çağ: (0-2 yaş bebeklik çağı, 2-6 yaş birinci çocukluk çağı)
c) Temel eğitim çağı: (6-10, 12 yaşlar arası ikinci çocukluk çağı, 12-13, 14 yaşlar arası erinlik çağı)
d) Orta öğretim çağı: (13-17 yaş arası ilk ergenlik çağı, 17-21 yaş arası son ergenlik çağı)


6 – Bedensel gelişim nedir?
Bedenin, ağırlıkça artması ve boyca uzaması yanında bedeni oluşturan tüm alt sistemlerin de büyümesini, olgunlaşmasını içerir. Birey, döllenmeden doğuşuna ve doğuşundan okul çağına kadar bedensel gelişimin genel çizgileriyle büyük bir kesimini tamamlar. Doğum öncesi gelişim, kalıtımın ve çevrenin etkisi altındadır. Doğum öncesi çağın gelişim bozukluklarının çocuğun ileriki yıllarda gelişimini de etkilediği görülmektedir.

7 – Devimsel gelişim nedir?
Bireyin organlarının işleyişini, denetimi altına almada gösterdiği becerikliliğin artmasıdır.
Birey, devinimi için gerekli temel becerilerin tümünü okula başlamadan kazanır.
Okula başlayan öğrenciler arasında devimsel gelişim bakımından büyük bireysel ayrılıklar görülür.


8 – Zekânın niteliği nedir?
Zekâ, bireyin tüm zihinsel güçlerini anlatan bir kavramdır. Zekânın niteliğini tanımak için çeşitli kuramlar ortaya konmuştur. Bunlar;
· İki etmen kuramı
· Çok etmen kuramları
· Küme etmen kuramı
· Zekâda uyum kuramı
İnsanın ne ölçüde bir zihin gücü ile doğduğunu ölçmek, pratikte olanaklı değildir. Çocuğun zihinsel gücü onun davranışlarına bakılarak tanınmaya çalışılır.

9 – Duygusal gelişim nedir?
Birey, çevresiyle etkileşimi sırasında az ya da çok, haz ve elem yönünden bir duygunun içindedir. Dış ya da iç çevreden gelen etkilerin, bireyde haz ya da elem türünden izlenimler yaratmalarına duygu diyoruz. Bireyin davranışlarına daha yeğin etkide bulunan kamçılanmış, yeğin ve güçlü duyguya ise coşku denir. Diğer alanlarda olduğu gibi duygusal gelişimde de büyük bireysel ayrılıklar vardır. Aşağılık duygusu, huysuzluk, saplantı, sinirlilik, aşırı duygusallık, duygusal hamlık, psikomatik rahatsızlıklar istenmeyen duygulardır.

10 – Cinsel gelişim nedir?
Bireyin cinsel büyümesi, cinsel büyümesine karşı sağlıklı tutum takınması, cinsel sorunlarını yenebilmesi ve olumsuz cinsel dürtülerin denetim altına alınabilmesinde bilgili ve becerikli olması cinsel gelişimi tanımlar.

11 – Toplumsal gelişim nedir?
Bireyin, aile, toplum, sokak, işyeri ve benzerleri yerlerde başkaları ile iyi ilişkiler kurmasında; toplumsal kurallara uymasında; toplumsal kuralları geliştirmesinde; kamu görevlerini yapmasında ve haklarını kullanmasında toplumsal gelişimin etkisi vardır. Bireyin ne olduğu, ne olmak istediği ve çevresince nasıl tanındığı konularındaki bilimselliğe benlik, bireyin kendi kümesi ya da kültürü içinde yaşayanlar gibi davranmayı öğrenmesine toplumsallaşma diyoruz.

12 – Törel gelişim nedir?
Bireyin ilk yaşlarından başlayarak yaşamı boyunca, iyi ve doğru davranışları öğrenerek yapmasıdır.
Toplumca benimsenmiş, yerleşmiş eylem ve yaşama biçimlerinin, kurallarının, görenek ve geleneklerinin, ortaklaşa alışkanlıkların, tutulan yolların tümüne töre, bu konularda istenen davranışlara ise, törel davranışlar denir.

13 – Bireyin öğrenme çevresi nedir?
Öğrenme bir çevrede oluşur. Çevre ise, bir öğrenci için, yalnız okul değildir. Öğrencinin kişiliğinin gelişiminde ve öğrenmesinde, aile çevresi diğer çevrelerden daha yüksek bir güce sahiptir.
Öğrencinin eğitiminde en önemli çevre etmeni öğretmendir. İyi bir öğretmen, yeri geldiğinde öğrencinin gözünde ana babadan ve tüm diğer kişilerden daha üstün tutulmaktadır.
Birey, güdülerini doyurması sırasında çoğu kez çevresinden gelen engellerle karşılaşır. Bireyin, güdülerini doyurup dengeye ulaşması için, bu engelleri yenmesi gerekir. Engellerin yenilmesi bir sorun çözme eylemidir. Böyle bir süreç ise çevreye uyum çabasıdır.
Sınıfın, öğrenmeye elverişli bir biçimde düzenlenmesi gerekir. Sınıftaki öğrenme ortamının iki yönü vardır. Birincisi fiziksel çevre, ikincisi ise psikolojik çevredir.

14 – Öğretmenin niteliği nedir?
Birey, yaşayabilmek için gerekli tüm davranışları öğrenmek zorundadır. Bireyin öğrenmesi, yaşam boyu sürdürülen bir oluşumdur.
İnsanın nasıl öğrendiği hakkında değişik görüşler, kuramlar vardır.
Bireyin bedensel ve düşünsel bir çaba göstererek bir işi kolaylıkla ve ustalıkla yapabilmesine beceri denir. Becerilerin kökeni devimsel gelişimdir.
Çoklu Zeka Kuramı :
Çoklu zeka kuramı Howard Gardner geliştirmiştir.
SAT ( (Scholastic Aptilude Test ) üniversite eğitimi için gerekli nitelikleri taşıyıp taşımadığını gösteren bir testtir.
Gardner’e göre zeka : problem çözme kapasitesi ya da değerli bir veya birden çok kültürel yapı ürününe şekil vermektir.
Gardner. Çoklu zeka kuramında temelinde biyolojik ve kültürel boyutların olduğunu savunur.
Amstrong’a göre zeka gelişmelerini etkileye çevresel faktörler
1. Kaynaklara ulaşım şansı
2. Tarihsel ve kültürel faktörler


 

ÖĞRENME PSİKOLOJİSİ

_Öğrenme her zaman belli bir durum karşısında kazanılan deneyim sonucu davranışlarda sistematik bir değişiklik olmasını gerektirir.
_Öğrenme süreklidir. Öğretmenlerin en etkili oldukları alan öğrenmedir.
_Öğrenme kuramları : Belli fikirlerin önceden tasarlanmış plana uygun olarak yaşama geçirilmesini sağlayan plandır.
Kuram hareket için temel alına izlene yoldur.

ÖĞRENME KURAMLARI
Davranışcı kuramlar
Bağlantı kuramı
Diğer bazı
kuramlar
Bilişsel kuramlar
Gestalt
Kuramı
Alan
kuramı

 

DİĞER BAZI KURAMLAR
Bilgiyi işleme kuramı
Sosyal öğrenme kuramı
Çoklu zeka
kuramı
Yapıladırmacılık
Beyin
temelli
öğrenme


_Öğrenmeyi uyarıcı ve tepki arasındaki bağla açıklamaya çalışan davranışçı kuramlar ile bireyin çevresi hakkındaki bilişleriyle ilgilenen bilişsel kuralar ana kuramlardır.

_Davranışçı kuramlar : öğrenmenin uyarıcı ile davranış arasında bir bağ kurularak geliştiğini ve pekiştirme yoluyla davranış değiştirmenin gerçekleştiğini kabul eder.
Davranışçılar öğrenmeyi mekanik bir süreç olarak ele alırlar.
_Bu öğretimin ilkeleri:

  • yaparak öğrenme
  • pekiştirme
  • Tekrar
  • Güdülenme

_Kuram öncüleri: I.Pavlov, J:B Watson E:L Thorndike E:R: Guthrie ve B:F Skinner
_Deneylerde
_zil nötr uyarıcıdır. Yani tepkiye yol açmayan uyarıcı.
_Et tozu şartsız uyarıcı, yani organizma için doğal olan ve tepkiyi otomatik olarak meydana getiren uyarıcı.
_Salya salgısı şartsız tepkidir. Yani organizmanın isteksiz olarak gösterdiği normal bir tepkidir.
_Watson davranışı kas faaliyetleri olarak tanımlar. Davranış çevreye uymak için bir eylemdir der.
_Sonunculuk ilkesi: Organizma belli bir durumda son olarak hangi davranışı göstermişse aynı durumla tekrar karşılaştığında aynı davranışı gösterme eğilimindedir.

_Klasik koşullanma kavramları:
1.Genelleme:
2.Geçiş: önceki öğrenmelerdir.
3.Ayırt etme: farkında olma
4.Deneysel çözülme: sönme olayıdır.
5.Kendiliğinden geri gelme: sönen davranışlar bir süre sonra yeniden canlanır.

_Klasik koşullanma herhangi bir şeyin bağımlılığı ile ilgili terapilerde ya da davranış bozukluklarının terapisi esnasında olumsuz davranışın söndürülmesinde kullanılır.

_Edimsel koşullanma : Skinner ortaya koymuştur. Pekiştirme ve ceza olmak üzere iki öğesi vardır.
_Pekiştirme: istenilen ve istenilmeye davranışların oluşturulması için uyarım ve tepkinin birbirine bağlanmasını amaçlayan işleme denir. Bu işlemin araçlarına pekiştireç denir. Olumlu ve olumsuz diye ikiye ayrılır.
_Olumlu pekiştireç: ortama konulduğunda belirli bir davranışı yapılma olasılığını artıran uyarıcılardır.
_Olumsuz pekiştireç: ortamdan çıkarıldığında belirli bir davranışın yapılma olasılığını artıran uyarıcılardır.
_Ceza: organizmaya istediği bir şeyin verilmemesi yada istemediği bir şeyin verilmesidir.
_Ceza davranışı yok etmez. azaltabilir. Ya da durdurabilir.
_Edimsel koşullanma yaklaşımı otostik ve özürlü çocukların eğitiminde etkili bir şekilde kullanılır.

_Bağlantı Kuramı : iki uyarıcının aynı ada tekrar tekrar ortaya çıkmasıyla iki uyarıcının bağlantılı duruma gelmesi ve birinin diğerini hatırlatması temeline dayanır.
_Kurucuları : Edward Lee Thorndike
_Bağlantı kuramı öğrenme ilkeleri

  • Hazırbulunuşluk:
  • Etki : U-T-Haz gelirse uyarıcı-tepki bağı güçlenir elem olursa tepki bağı zayıflar.
  • Tekrar

_Bilişsel kuramlar :(Gestalt) : biliş insan zihnin dünyayı çevresindeki olayları anlamaya yönelik yaptığı işlemlerin bütünüdür. Bu kuramlar Dikkat, algı bellek unutma ve geri getirme gibi bilişsel süreçlere odaklanır.
_Temel Görüşleri.

  • Öğrenen dış uyarıcıların pasif bir alıcısı değil onların özümleyicisi ve davranışların aktif oluşturucusudur.
  • Öğrenen verileni olduğu gibi alan değil verilenin taşıdığı anlamı keşfedendir.
  • Verilen bilgilerden uygun olanını seçen ve işleyen kişidir.
  • Öğrenilenin anlamına bakarak önce öğrendikleriyle bağdaştırarak ona anlam yükleyendir.

_Gestalt Kuramı : Algılama üzerine yoğunlaşan bu kuramın öncüleri Max Wertheimer, Kurt kofta ve Wolfgang Köhler dir öğrenmeyi bir ani kavrama olarak açıklarlar (Gestalt kuramcıyla alakası yoktur)
_Kısaca bu kuram bilincin bir bütün olarak algılanmasına dayanır. Bu kuramı eğitim ve öğretime uygulamak için öğretmenin görevi algılamayı kolaylaştıracak öğrenme ortamını yaratmak olmalıdır.

_Alan Kuramı : ( Kurt Lewin) Birey belli bir olayı bir bütün olarak algılayıp yorumlamakta ve bu işlem sırasında organizma organize bir bütün olarak tepkide bulunmaktadır.
_Not: Gestalt ekolünde kavrayış Lewin’in kuramında algılama, kavrayış ve güdülenme daha önelidir.

_Diğer Bazı Kuramlar
_Bilgiyi İşleme kuramı : Öğrenmeyi çevreden alına uyarıcıların anlamlı hale getirilmesi belleğe depolanması kullanmak için hatırlanması ve davranışa dönüştürülmesi süreci olarak ele alınır. (duyusal kayıt, kısa süreli belek, uzun süreli bellek)
Bilgiyi işleme kuramının eğitim alanına getirdiği en önemli katkı öğrenme stratejileridir. Bunlar tekrar, anlamlandırma, örgütleme ve duyuşsal stretejilerdir.
_Duyusal kayıt: Bilgiyi işleme sürecinin ilk aşamasıdır. Duyu organlarımızla algıladıklarımız buradadır kapasitesi geniştir. Buradakilerin kısa süreli belleğe geçişi için dikkat ve algı süreçleri gereklidir.

_Kısa süreli bellek : duyusal kayıttan dikkat ve algı süreçleri sonunda ayrılan bilgidir. Çok sınırlı bir bellektir, bilgi kullanıma hazırdır, hemen davranışa dönüşebilir.

_Uzun süreli bellek : yeni gelen bilgilerin eskilerle örgütlenerek saklandığı ve sürekliliği olan depodur. Uygun kodlama yapılırsa geri getirim rahat olur.

_Not : uzun süreli bellekte var olan bilgi ile kısa süreli bellekteki bilginin ilişkilendirilerek transfer edilmesine kodlama, öğrenilen bilgilerin bellekte saklanmasına depolama bellekte depolanmış olan bilgiye ulaşıp onu hatırlamaya geri getirme denilir.

_Sosyal öğrenme kuramı: (Bandura) : başkalarını izleyerek çevreden öğrenmeye model alma yoluyla gözlem yoluyla taklit ederek öğrene ya da sosyal öğrenme denir. Bu Kuram bilişsel öğrenme kuramı ile analitik davranışçı kuramın birleştirilerek ortaya konulan bir çeşit orta yol kuramıdır.
_Temel İlkeleri:

  • Karşılıklı belirleyicilik:
  • Sembolleştirme kapasitesi
  • Öngörü kapasitesi
  • Dolaylı öğrenme
  • Öz (kendini) düzenleme kapasitesi
  • Öz (kendini) yargılama kapasitesi

Gözlem yoluyla öğrenme süreçleri dikkat hatırlama, davranışa dönüştürme ve güdülemedir

_Çoklu zeka kuramı: (Howard Gardner): Zeka bir ya da daha fazla kültürel yapıda değeri olan bir ürüne şekil vere ya da sorunları çözme yeteneğidir.
Çoklu zeka Türleri

  • Dilsel / Sözel zeka : Kelime hazineleri geniştir. Kafiyeli kelimeleri bulup bunları kullanmaktan ve tekerlemeleri söylemekten hoşlanırlar.
  • Matematik / Mantıksal Zeka.
  • Görsel / uzamsal zeka: yaşıtlarından daha çok hayal kurarlar
  • Bedensel / Kinestetik Zeka : Bu tip çocuklar çok hareketlidirler.
  • Müzik / Ritmik zeka:
  • Kişiler arası sosyal zeka: bu çocuklar liderlik özelliklerine sahiptirler. Başkalarına önem verirler ve onlar için endişelenirler.
  • Özedönük / Bireysel Zeka:
  • Doğa Zekası:

_Eğitime katkısı.. öğrencileri istedik duruma getirebilmek içi eğitim programlarını planlama olanağı sağlaması ve disiplinlerde öneli kura ve konuları öğrenmeye çalışan daha fazla sayıda öğrenciye ulaşmayı sağlamasıdır.

_Yapılandırmacılık : Bir bireyin nasıl anladığını ve öğrendiğini açıklaya bilginin doğasına ilişkin kuramdır. Bilişsel kuramdan en önemli farkı değerlendirme konusudur. Bilişsel kuramlarda değerlendirmede nesnellik ön planda iken yapılandırmacılıkta öznellik ön plandadır.

GELİŞİM PSİKOLOJİSİ

Gelişim psikoljisi, doğumundan ölümüne kadar insanda meydana gelen fiziksel, psikolojik, bilişsel ve davranışsal değişimleri inceleye psikoloji dalıdır.
Gelişim psikolojisi gelişim dönemleri
1. Bilişsel gelişim
2. Ahlak gelişimi
3. Psiko-seksüel gelişim
4. Psiko-sosyal gelişim

Gelişimle ilgili temel ilkeler:
1. Gelişim kalıtım ve çevrenin etkileşimi sonucunda gerçekleşir.
2. Gelişim süreklidir ve belli aşamalar halinde gerçekleşir.
3. Gelişim nöbetleşe gerçekleşir
4. Gelişim baştan ayağa içten dışa doğru gelişir
5. Gelişim genelden özele doğru gelişir.
6. Gelişim bir bütün içerisinde gelişir
7. Gelişimde kişiler arsı farklılıklar vardır
8. Gelişimde kritik dönemler vardır.

Olgunlaşma: fiziksel açıdan büyüyen organizmanın yaşa bağlı fiziksel işlevleri yerine getirmesini sağlayan biyolojik değişimi açıklar.
Hazırbulunuşluk: Bireyin fiziksel biyolojik psikolojik etmenler açısından öğrenmeye hazır olması durumuna denir.
Büyüme: organizmada zamanla meydana gelen niceliksel olarak gözlenebilen fiziksel değişimlere denir. (gelişmede öğrenme vardır)

Bedensel gelişim:
Doğum öncesi dönem-bebeklik dönemi(0-2)- ilk çocukluk dönemi (2-6) – okul dönemi(6-12) – Ergenlik dönemi (12-18)
1. Doğum öncesi dönem: döllenen yumurta ikinci ay sonunda insana özgü özeliklerini alır ve organlar oluşmaya başlar. Bu dönem yaşam boyunca gözlenen en hızlı gelişim dönemdir.
2. Bebeklik dönemi (0-2): organizmada en hızlı bedensel gelişimin olduğu dönem doğumdan sonraki bir yıldır. Psikomotor gelişim açısından bebek altıncı ay sonunda oturabilir.
3. İlk çocukluk dönemi(2-6):
4. Okul dönemi(12-18): en hızlı gelişimi ergenlik döneminde göstermektedir.
Bilişsel gelişimPiaget)
İnsanın dünyayı algılamaya ve anlamaya yönelik zihinsel etkinliklerinin gelişmesi ve daha etkili hale gelmesidir.
Bilişsel gelişim dönemleri: duyusal motor dönem(0-2) – işlem öncesi dönem (2-7) Somut işlemsel dönem (7-11,12) – somut işlemsel dönem (12 yaş ve üstü)
1. Duyusal motor dönem (0-2): bebekler dünyayı reflekslerle ve fiziksel tepkilerle anlamaya çalışır. Dönem sonunda nesne devamlılığını kazanır.
2. İşlem öncesi dönem (2-7): ben merkezci düşünmeye başlar.
3. Somut işlemsel dönem (7-11): Bu dönemde işlemleri tersine çevirebilir. Korunum kavramını kazanır.
4. Soyut işlemsel dönem (12 üstü):

Ahlak gelişimi:
Piaget’e göre ahlak yargılarının gelişimi bilişsel süreçlerin gelişimi ile işkilidir ve dışa bağımlı döneden özerklik dönemine doğru gelişir.
1. Dışa bağımlı dönem (6-12) : çocuk otoriteye itaatin olumlu bir davranış olduğunu ve otorite tarafından belirlenen biçimde yapılan her davranışın doğru olduğunu düşünür.
2. Özerk Dönem (12 üstü) başkalarının değerlendirmeleri ne göre değil kendi yaptıkları değerlendirmelere göre karar verirler. Davranışın altında yatan niyete göre değerlendirirler.

Kohlberg’ ahlak gelişimi kuramı: üç düzey ve toplam altı döne önermiştir.
1.Düzey I gelenek öncesi düzey: kişi cezadan kaçınır. Ödül kazama güdüsü ile ölçütlere göre yargıda bulunur. kendi gereksinimleri ön plandadır.
A) Dönem I itaat ve caza eğilimi: piaget’in ahlaksal düşüncenin birinci dönemi (dışa bağımlı dönemi)ile benze özelliklere sahiptir.
B) Dönem II Saf çıkarcı eğilim: başkalarının da gereksinmelerini göz önüne almakla birlikte ön planda olan kendisidir. Çıkarcı anlayış vardır.
2.Düzey II geleneksel düzey: kişi geleneksel sosyal düzeni korumaya ve toplumsal beklentilere uygun davranmaya eğilimindedir.
A) Dönem III iyi çocuk eğilimi: başkaları tarafından onay almak başkalarını mutlu etmek bu dönemde oldukça önemlidir.
B)Dönem IV Otorite ve Sosyal Düzenin Devam Ettirilmesi: ön planda olan toplumsal kuralardır ve tolumun onayı önelidir.
3.Düzey III Gelenek Sonrası Dönem: kişi diğer kişilerin yargılarından ve otoriteden bağımsız olarak kendi yargılama sistemini oluşturur. Ve evrensel ahlak ilkelerine göre davranışları değerlendirir.
A) Dönem V Demokratik olarak kuralları kabul etme:
B) Dönem VI Evrensel ilkeler: bu dönemde artık kanunların da üstünde olan adalet eşitlik vbsoyut ilkelerin kavramlaştırılması yapılır. Kişinin hakları ve yaşamı değerlidir.


Psiko-Seksüel Gelişim (Freud).:
Oral-anal-fallik-gizil-genital olmak üzere 5 evre ile gelişimsel süreci ifade etmektedir.
1. Oral dönem (doğumdan 1 yaşa kadar ): özelikle kişinin çeşitli nedenlerle kaygı yaşadığı kendini güven içinde hissetmediği durumlarda bağımlılık eğilimi artar.
2. Anal Dönem (1-3): çocuğa tuvalet eğitiminin verileye başladığı dönemdir. baskıcı bir tutum içinde bu eğitim verilirse çocuk ilerde tutucu olur.
3. Fallik dönem (3-6): Oedipus karmaşası; çocuğun kendi cinsinden olan ebeveynine düşmanca duygular, karşı cinsten olan ebeveynine is cinsel duygular beslemesidir. bu karmaşa çocuğun gelecekte karşı cinse ve otoriteye karşı sahip olacağı tutumlarını belirler.
4. Gizil Dönem (6-12)sakinlik dönemdir. Çocuk cinsiyet rol kimliğine ilgi duymaya başlar Hem kız hem de erkek çocuklar kendi cinsinden olan arkadaşları ile birlikte olmayı tercih eder.
5. Genital Dönem (12 yaş üstü): meydana gelen hızlı fiziksel ve biyolojik değişimlerle birlikte cinsel dürtülerde artar ve cinsel duygular karşı cinse doğru yönelir.

Psiko-Sosyal Gelişim: (Erikson):
Erikson’a göre insan yaşamı boyunca sekiz kritik evreden geçer ve her evrede çözmesi gereken çatışma vardır.
1. Dönem 1. güvene karşı Güvensizlik (Doğum ile 1. yaşın sonuna kadar): Çocuk yetişkinler tarafından sevgi görmezse, gereksinimleri karşılamazsa hem kendisi ehemde çevresine karşı güvensiz olur. Freud’un oral dönemine karşılık gelir.
2. Dönem 2 Özerkliğe karşı utanç ve kuşku (2-3 yaş): Freud’un anal dönemine karşılık gelir.çocuğun kendini denetlemesinde nasıl davranacağına kendi karar vermesinde etkilidir.
3. Dönem 3 Girişkenliğe karşı suçluluk (4-5) Freud’un fallik dönemine karşılık gelir. çocugun davranışları sınırlandırılırsa çocuk suçluluk duygusuna kapılır. gidereceği ortam sağlanırsa çocuk girişken bir kişilik özelliği kazanır.
4. Dönem 4 Başarıya karşı aşağılık duygusu (6-12) : Freud’un gizil dönemine karşılık gelir. yaptıkları onaylanan ve takdir edilen çocukta başarı duygusu gelişir. Yaptıkları önemsenmez engellenirse çocukta aşağılık duygusu gelişir.
5. Dönem: Kimliğe karşı kimlik karmaşası(12-18): Freud’un genital dönemine karşılık gelir. Ergen için ön planda olan arkadaş gruplarıdır.
6. Dönem: Yakın İlişkilere Karşı soyutlanma (Genç Yetişkinlik) : Ergenlikteki kimlik karmaşasını çözümleyememişse, başkaları ile yakın ilişki kurmaktan kaçınır, kendini çevresinden soyutlar.
7. Dönem : Üretkenliğe karşı Kısırlık (Orta Yetişkinlik Dönemi) : Kişi toplum için yararlı bir şeyler yapamadığı duygusuna kapılırsa durgunluk yaşar ve yalnızca kendi çıkarlarını gözeten kendi doyumu için yaşayan biri olur.
8. Dönem : Ego Bütünleşmesine Karşı Mutsuzluk (İleri Yetişkinlik) .

 

 

 

 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !